BENDE PANİK ATAK VAR !


    “Sen çok ‘panik ataksın’ diyorlar bana. Bir haber alsam, evde ani bir ses duysam bir anda heyecanlanırım. Kalbim hızlı hızlı atmaya başlar. Misafirim gelecek olsa o gün beni telaş alır. Telefon çaldığı anda daha konuşmadan, “acaba ne oldu?” diye düşünürüm hep.” Buna benzer sözleri çevrenizde duymuşsunuzdur belki. Biz çok duyuyoruz ve duydukça da panik atağın ne kadar yanlış tanındığını bir kez daha görüyoruz. İnsanlar kendi kendilerine ya da çevresindekilere panik atak teşhisi koyuyorlar. Merak ettiğim bir konu ise, kendisinin panik atak geçirdiğini düşünen kişinin rahatsızlıkla ilgili araştırma yaptığını varsayarsak, bu kişinin yazılanları okuduğunda ne hissettiği.... Panik atağa ilişkin bilgileri okudukça ya daha çok heyecanlanacak, ya da kafası karışacak, bir anlam veremeyecek. Belki okuduklarını kendisine bir şekilde uyduracak. Böylece kendisindeki kaygıyı anlayamayacak, anlayamadığı için de kendisini rahatlatmak için işe nereden başlayacağını bilemeyecek. Bir de iyi tarafından bakıyorum; belki de, panik atağa ilişkin bilgileri okudukça “ben yanlış biliyormuşum” diyecek; umuyorum böyle olur.

     Panik atak, 10 dk. içinde şiddetlenen, kalp çarpıntısı, nefes alamama, baş dönmesi, ürperme gibi birtakım fiziksel şikayetlerle birlikte ölüm korkusu ya da kendini kaybetme çıldırma korkularıyla devam eden, daha sonra şiddeti azalıp sona eren ataklardır.    

     Kavramın kullanılmasında da yanlışlık vardır: Panik atak olunmaz, panik atak geçirilir. Böyle düşünenlere ilk söyleyeceğim şudur: siz panik atak değilsiniz. Sizin kaygılı bir yapınız var ya da kaygınız daha ileri boyutlardaysa bir anksiyete(kaygı) bozukluğunuz olduğu söylenebilir. Bunun bir uzman tarafından değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Gerçekten de bir anda aşırı derecede heyecanlanıyorsanız, sakin olamıyorsanız ve sanki kötü bir haber alacakmışsınız gibi bir his sizi sürekli rahatsız ediyorsa, ifadeyi yanlış kullansanız bile en azından kendinizle ilgili rahatsız edici bir şeylerin farkındasınız demektir.

     Çoğu kişide kaygılı düşünceler vardır, zaten bir parça kaygı da normaldir. Yaşadıklarımızla ilgili kaygıyı hepimiz duyarız ama kaygı yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlıyorsa, kaygınızı kontrol etmek zorsa, bununla birlikte huzursuzluk, uyku düzensizlikleri, kas gerginlikleri, düşüncelerinizi yoğunlaştıramama gibi sıkıntılarınız var ise öncelikle bir uzmana danışmalısınız.

     Kaygınıza neden olan düşünce yapınızı tanımanız gerekmektedir. Endişelerinizle ilgili olarak “elimde değil, kafamdan atamıyorum” diye düşünebilirsiniz. Kendinizi yatıştırmak sizin için gerçekten de zor olabilir. Ancak; rahatsız edici düşüncelerinizle nasıl başa çıkabileceğinizi öğrendikten sonra bunun bir yolu olduğunu görmekten mutluluk duyacaksınız. Bu nedenle, ‘elimde değil’ ifadesi yerine ‘bunun bir yolu var ama şimdilik bilmiyorum’ diyebilirsiniz. Böylece çaresiz hissetmezsiniz.

    


< GERİ DÖN