Sosyal Fobi Nedir?


    Bir öğrenci için sınıf içerisinde söz alıp konuşmak çok zor olabilir; çünkü yanlış bir şey söyleyeceğinden ve kendisine gülünmesinden korkar.

    Başka bir birey için topluluk içinde yemek yemek kaygısını artırabilir. Böyle bir ortamda herkesin kendisini izlemekte olduğunu düşünür. Hareketlerinin izlendiğini düşündükçe kaygısı aşırı boyutlara ulaşır.

    Topluluklara, eğlence davetlerine katılmayı isteyen ama yeni kişilerle tanışmaktan korktuğu için zamanını çoğunlukla yalnız başına geçiren birçok kişi vardır. Böyle bir kişiyi korkutan nedir?

    “Bir davete katıldığımda yeni bir kişiyle tanıştığımda ne söyleyeceğim? Ya insanlar beni izliyor olursa? Benden hoşlanırlar mı acaba? Beni dışlarlar mı? Dışlamasalar bile konuşmamla ve hareketlerimle dalga geçebilirler. Buna dayanamam…” Bu düşünceler, sosyal fobisi olan kişinin katılacağı bir davet hakkındaki düşünceleri olabilir.

     Soysal fobisi olan bir kişi sosyal ortamlarda şiddetli korku ve kaygı duyar. Kendisini rahat hissedemez. Bu kişileri asıl  korkutan,  başkaları tarafından izlenebileceği ortamlardır. Bu ortamlarda küçük düşmekten ve utanç duymaktan korkar. Terleme, titreme, ağız kuruluğu, yüz kızarması, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Fobisi şiddetli olan bireylerde bu belirtiler bir panik atak şeklini alabilir. Sosyal fobi sıklıkla panik bozukluk, depresyon, yaygın kaygı bozukluğu veya alkol-madde kullanımı ile birlikte görülebilmektedir.

     Bu kişiler, toplum içinde gülünç duruma düşmekten korktukları için, eleştirilmekten de rahatsızlık duyarlar. Genelde karşısındakilere “hayır” diyemezler ve haklarını savunmakta zorlanırlar ya da savunamazlar. Kendilerinde eksik gördükleri veya beğenmedikleri özelliklerinin başkaları tarafından hemen farkedilip buna göre yargılanacaklarına inanırlar. Bu kişilerin güçlü yönleri de mutlaka vardır; ancak, fobileri nedeniyle bu yönlerini göstermekten kaçınırlar ya da kendilerine güvenleri az olduğu için güçlü yanlarını fark edemezler.

     Sosyal fobisi olan kişilerin, çocukluk döneminde de çekingen oldukları görülür. Böyle bir çocuğun kalabalık bir ortamda huzursuz olduğunu, anne babasının yanından ayrılmadığını görürüz. Genellikle sessiz, sakin kalır. Bulundukları ortamda çevrelerini araştırmaya ya da ortamdaki diğer çocuklarla oynamaya girişmezler Genellikle çocuğun annesi – babası onu oynaması için teşvik eder. Bu durumda da yine huzursuzdur ve oyun ortamına alışması onun için rahatsızlık verici ve güç bir iştir. Bu çocukların bu yapıları ileride de devam eder.

     Ergenlik çağı, sosyal fobisi olan kişiler için  zor bir dönemdir. Bir yandan sosyal fobinin getirdiği zorluklar, diğer yandan ergenlik çağının birtakım değişiklikleri genç için zordur. Bazılarının yakın arkadaşları vardır. Paylaşımcı olup, çevreleri tarafından da sevilip aranırlar. Bu kişiler gerekli sosyal destekten yoksun kalmazlar, keyifli bir dönem geçirebilirler. Bir kısmı ise çoğunlukla yalnız başınadır. Ergenlik döneminin kendine has bir özelliği; bir genç için, yaşadıklarının benzersiz olduğunu düşünmesidir. “Yaşanan duyguları böylesine şiddetli yaşayan yalnızca kendisiymiş” gibi bir düşünce vardır. Sosyal fobisi olan bir genç için ise bu duygular daha yoğunluk kazanabilir. Özellikle de bunu paylaşabileceği bir yakın arkadaşı yoksa atlatması daha sancılı olabilir. Aile desteği_ daha sonra değinileceği üzere_ hayati önem taşır.

      Üniversite yaşamı da sosyal fobisi olan genç için yine zor bir dönem olabilir. Burada kendisine yakın arkadaşlar bulabilmesi çok önemlidir. Öyle ki; bu durum, onun üniversitedeki başarısını da etkileyebilir. Dışlandığı ve sevilmediği hissine kapılan gencin kendine güveni azalabilir. Değersizlik hissi beraberinde depresif sıkıntılar getirebilir.

      Yaşananlar, her zaman bu şekildedir diye bir kural yoktur. Sosyal kaygının dereceleri vardır. Bu korkularını minimum düzeyde tutmayı başarabilen birçok kişi yaşamlarındaki dönemlerden keyif alabilirler ve oldukça başarılı bir iş yaşamına adım atabilirler. İyi sosyal ilişkiler kurabilirler.


< GERİ DÖN