Panik Bozukluk ve Agorafobi Nedir?


     Zaman zaman herkes kaygılı hissedebilir. Ancak bir ‘panik atak’, kalp krizi geçiriyormuş ya da kontrolü kaybedecekmiş hissi vererek kişiye büyük bir kaygı yaşatır. Tekrarlayan ve beklenmedik şekilde gelen ataklar kişiyi korkutur ve ileride de aynı atakların yaşanacağına dair endişe yaşanır.

     Atak geçiren kişilerin  bir kısmında aynı zamanda ‘agorafobi’ de olabilir. Agorafobisi olan kişi bazıortamlardan kaçmakta ve bu yerlere gitmemeyi tercih etmektedir. Çünkü ona göre; bu ortamlarda bir atak daha başlayabilir ve buradan çıkıp kendisini kurtarmak zor veya imkansız olabilir. Trenlerde ya da uçaklarda seyahat etmek, süpermarketler, köprüler, yüksek yerler, tüneller, açık araziler, asansörler ya da yalnız başına evde kalmak kişiyi rahatsız eden bu durumlardan bazılarıdır

 

     Panik Atak Belirtileri

     Aşağıdaki belirtilerin  dört tanesinin bulunması panik atak geçirildiğini söylemek için yeterlidir.  Belirtiler ani bir şekilde başlar, kısa süre içinde şiddetlenir. Bir atak birkaç dakika ya da daha fazla sürebilir. Ne kadar sürdüğü kişiden kişiye değişmekle birlikte, şiddet ve süresi aynı kişide de zamanla farklılık gösterebilir.

  1.  Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması
  2.  Terleme
  3.  Titreme ya da sarsılma
  4. Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
  5. Soluğun kesilmesi
  6. Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
  7. Bulantı ya da karın ağrısı
  8. Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
  9. Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
  10. Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
  11. Ölüm korkusu
  12. Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
  13. Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları

     Atakların Ortaya Çıkışı Nasıl Olur?

     Ataklar stresli bir olayı takip edebilir; örneğin, evden ayrılma, eşle/partnerle olan çatışmalar, ameliyatlar, yeni sorumluluklar ya da geçirilen fiziksel rahatsızlıklar… Böyle olabildiği gibi ataklar kendiliğinden de ortaya çıkabilir.

     Kişi kendi bedeninde, yukarıda bahsedilen fiziksel belirtileri yaşar.  İlk ortaya çıktığında bu belirtileri, büyük tehlikelere işaret ettiği şeklinde yanlış yorumlar (örneğin; aklını kaçırma, kalp krizi geçirme, kendini kaybetme, felç geçirme, ölüm vb…). Sonuç olarak kişi aşırı derecede hassas hale gelir ve bu tür fiziksel belirtilere karşı aşırı duyarlı hale gelir.  Artık bedenindeki her değişikliği yanlış yorumlamaya başlar; böylece, yanlış alarmlar başlar, yani, panik atak değilken bile, artık öyle hassaslaşmıştır ki duruma sakin şekilde bakamaz. Sonuç olarak panik atak geçirme korkusu yerleşmiş olur ve kişi kendisine endişe veren yerlerden kaçmaya başlar ve bu şekilde atakları önleyebileceği gibi yanlış bir inanışa kapılır.

 

Bazıları kendilerine endişe veren bu ortamlara girerken yanlarında bir “yardımcı kişi”  bulundururlar. Bir atak anında bu kişilerin kendilerini kurtarabileceklerine inanırlar. Bu korkularla, zamanla kişinin girebildiği ortamların sayısı azalmaya başlar ve dünyası küçülmeye başlar. Yaşamlarındaki bu sınırlamalar ve artık kontrolü kaybettikleri hissi nedeniyle çaresiz kalan kişiler umutsuzluğa kapılabilirler. Bazıları öylesine kaygılanırlar ki kendilerini rahatlatmak için alkol veya madde kullanımına başvurabilirler. Bazıları ise doktora görünmeden isimlerini duydukları bazı ilaçları kullanmaya başlarlar.

 


< GERİ DÖN