Psikoterapi Nedir? Psikolog Ararken ve Psikoterapi Sürecinde Önemli Konular


     Psikoterapi sürecinin nasıl başladığı ve bu süreçte neler yapıldığı danışanlar tarafından merak edilen bir konudur. Danışanlar, terapide psikologların kendilerine neler   sorduklarını,  sorunlara nasıl yaklaştıklarını bilmek isterler. Bununla birlikte terapi görmek için nereye başvurulacağı, hangi terapiste gidileceği gibi konular da  gündeme gelir. Bu yazı, psikoterapi sürecinin işleyişine açıklık getirmek ve psikoterapist seçiminde önemli noktaları aydınlatmak için yazılmıştır.

     Fiziksel bir rahatsızlığımız olduğunda ve doktor aradığımızda çevremize sorarız, araştırırız. “Şu doktor iyidir...” vb yorumlar duyarız. Ancak psikoterapide durum biraz farklıdır. Gerçekte “mükemmel terapist” var mıdır, belki de konuya böyle yaklaşmamak gerekir. Nihayetinde psikolog da bir insandır;  “insan düşünce ve davranışları”  üzerinde eğitim almıştır.

 

     Psikolog Kimdir?  Psikiyatrist Kimdir?

     Halk arasında “psikolog” ile “psikiyatrist” kavramları çoğu zaman karışmaktadır. Psikoterapi, eğitimlerini üniversitelerin 4 yıllık psikoloji bölümlerinde tamamlayan  psikologlar  tarafından uygulanır. Gerekli psikoterapi eğitimlerini alan psikiyatristler de psikoterapi uygulamaktadırlar. Psikologlar ilaç yazamazlar. İlaç tedavisi, tıp eğitimi almış olan psikiyatri doktorları (psikiyatristler) tarafından uygulanır.

     Danışanla psikoterapist arasındaki ilişki çok önemlidir. Gideceğiniz psikoterapistin sizin için ‘doğru terapist’ olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Burada dikkat edebileceğiniz önemli noktalara yer verilmiştir.

 

     İlk önce nereye başvuracağım?

     Bir psikologa danışmaya karar verdiniz. Bu aşamada ilk olarak nereye başvurmak gerektiği akla gelebilir. Bunu düşünürken maddi imkanlar, danışma hizmetinin alınacağı yere ulaşım... gibi konular belirleyici olacaktır.

     İlaç tedavisine ihtiyacınız olup olmadığına karar verilmesi için bir psikiyatriste muayene olmanız gerekir. Bunun için Devlet hastanelerinin, Üniversite Hastanelerinin veya Özel Tıp Merkezlerinin psikiyatri polikliniklerine; psikiyatri doktoru bulunduran özel danışma merkezlerine, özel psikiyatri / ruh sağlığı merkezlerine veya özel muayenehanelere başvurmanız gerekmektedir.

     Eğer hastanelerin veya tıp merkezlerinin psikiyatri polikliniğine başvurduysanız ve bir psikologa danışmak istiyorsanız, bunu başvurduğunuz psikiyatri doktoruna mutlaka bildiriniz. Varsa, sizi hastanenin psikologuna yönlendirecektir. Bulunulan yerde psikolog yok ise sizi ilgili bir yere yönlendirmesini isteyebilirsiniz. Devlet Hastanelerinin psikiyatri polikliniklerine başvurarak alacağınız psikolojik danışma hizmetleri ücretsiz olacaktır.  

     Birilerinden tavsiye yolu ile terapistinizi bulmak iyi bir yol olabilir. Bu tavsiyeyi alacağınız kişi bir sağlık personeli, doktorunuz ya da tanıdığınız bir danışman olabilir. Ancak size tavsiye edilen psikoterapistin size mutlaka faydası olacak diye kesin bir durum yoktur. Ayrıca tavsiye eden kişi, terapisti mesleki yeterliliğinden değil de, kendi tanıdığı olduğu için de size tavsiye ediyor olabilir. Sizinle benzer sorunları olan bir diğer kişinin danıştığı ve olumlu sonuçlar aldığı bir psikologun ismini almak nispeten etkili olabilir.

     Ne var ki; devlet hastanelerinin ortamında danışma hizmeti almanın sıkıntıları ve sınırları olabilir. Her ne kadar devlet hastanelerinde de değerli meslektaşlarımız çalışmakta ise de, terapi hizmetini alacağınız ortam birçok yönden rahatsızlık uyandırabilir. Gürültü, hastanedeki yoğunluk, sürenin kısıtlı olması, terapi alacağınız odanın rahatlığı vb. konular terapiyi etkileyecektir. Bu koşulların daha iyi olduğu bir danışma hizmeti almak isteyen ve yeterli maddi imkanı olan danışanlar ise çoğunlukla özel danışma merkezlerini tercih etmektedirler. Böylece, direkt olarak özel bir merkez bünyesindeki psikiyatrist ve psikologa başvurmaktadırlar.

     Terapistinizle ilişkiniz yalnızca terapi ortamı ile sınırlı kalmalıdır. Dolayısıyla yakınınız olan bir psikologdan fayda görmeniz uzak bir olasılıktır. O nedenle terapistinizin dışarıda sıklıkla karşılaşmayacağınız ve yakınınız olmayan birisi olmasına dikkat ediniz. Terapistin cinsiyeti için karar vermek de önemlidir. Bir erkek terapist mi yoksa bir bayan terapist mi aradığınıza karar verin. Bunu yaparken, hangisinin yanında daha rahat olacaksanız onu göz önünde bulundurarak karar vermeye çalışın.  

     Terapist seçerken önemli bir konu “uzmanlık” ve “deneyim” dir. Bunun için; araştırdığınız psikologun, psikoloji eğitiminden sonra uzmanlık alıp almadığına bakabilirsiniz. Sizi yanıltmamak için şunu da belirtmek gerekir: Uzmanlık almış olmak bir psikologu yeterli düzeyde bilgiyle donatmış anlamına gelmeyebilir. Bu durumda ise psikologun kendisini yetiştirmiş olması ve deneyimi önem kazanır. Terapistinizin daha önce nerelerde çalıştığı size iyi bir fikir verebilir. Özellikle hangi konu(lar)da yardım almak istiyorsanız, bu konularda çalışıp çalışmadığına dikkat etmelisiniz. Bir psikologun hem çocuklarla, hem de ergenlerle ve yetişkinlerle çalışıp, bir yandan aile terapisti olması, diğer taraftan tüm psikoterapi yöntemlerini uyguluyor olması ve hemen hemen bütün psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde yeterli olduğunu iddia etmesi uygun bir durum olmayabilir. Eğer aile terapisti arıyorsanız özellikle bu konuda uzmanlaşmış ve bu konu ile ilgili çalışmış olmasına dikkat ediniz. Benzer şekilde, çocuğuyla ilgili danışmak isteyen ebeveynler bir çocuk psikologu araştırmalıdırlar. Bununla birlikte terapistinizin aldığı eğitim ya da süper vizyonlara bakabilirsiniz.

 

     İlk Görüşme ve Terapi Ortamı

     Terapist belirlendikten sonra ilk randevuyu almak kimi danışanlar için sıkıntı yaratabilir. Başvurduğunuz yer özel bir merkez ise ve telefonla görüştüğünüz kişi bir sekreter ise, bir psikologla görüşme ayarlanmasını istemeniz yeterli olacaktır. Karşı taraf sizi gerekli şekilde yönlendirecektir. Bu arada telefon numaranızı bırakmanız gerekecektir. Randevunuzu ayarlayan kişi merkezin sekreteri ise, başvuru nedeninizi açıklamak zorunda olmadığınızı bilmeniz önemlidir. Başvuru nedeninizi terapistinizden başkasına açıklamak istememeniz son derece normaldir. İlk randevunuz için direkt psikologun kendisiyle konuşuyorsanız, yine aynı şekilde, görüşme ayarlanmasını istedikten sonra sizin için uygun vakitleri belirtebilirsiniz. İletişim numaralarınızı bıraktıktan sonra ihtiyaç duyuyorsanız görüşmek istediğiniz konuyla ilgili veya varsa aklınıza takılanlarla ilgili sorularınızı, ayrıntılara girmeden sorunuz. Kurulan bu ilk iletişimin de size terapist ile ilgili bir fikir verebileceğini unutmayın. Konuştuğunuz terapist, varsa çekindiğiniz konularla ilgili terapi almaya sizi cesaretlendirebilir; ancak, sizi asla zorlamamalıdır.

     Bir terapi ortamı nasıl olmalıdır? Birkaç noktaya değinelim: Size verilen randevu saati konusunda hem terapistinizin hem de sizin titizlik göstermeniz önemlidir. Görüşme saatinde terapistinizin bekleme odasında sizi bularak kendisini tanıttıktan sonra ofisine alması uygun bir yaklaşımdır. Görüşme yapılacak odanın ise sizi rahatsız edecek ve dikkatinizi dağıtacak gürültü ve görüntülerden uzak olması gerekir.  

     İlk görüşmede siz sıkıntılarınıza yönelik konuşmaya başlayabileceğiniz gibi; psikologunuz da sizi anlatmaya teşvik etmek için, sizi terapiye getiren nedenleri sorabilir.  İlk görüşmede terapistinizin aktif bir şekilde sizi dinlemesi uygun olandır. Sizi daha iyi anlamaya yönelik sorular ve birtakım yorumlar dışında, genel olarak sizi dinleyecek ve gözleyecektir. Çünkü, bu ilk görüşme sonrasında size özel bir tedavi programı oluşturacaktır. Bu nedenle ilk görüşmede, sizden daha çok konuşması, dikkatli bir dinleyici olmaktan ziyade konuşmaya çalışması, anlattıklarınızın yarıda kalması, yüzeysel kalması, daha kötüsü konuları sıklıkla kendisi ile ilgili olaylara bağlayarak ilişkilendirmesi yine üzerinde düşünülmesi gereken durumlardır.  

     Psikoterapi sürecinin ilk aşamasında neler olmalıdır? Bu ilk aşamada psikologunuz size ilk seans dahil olmak üzere, tüm terapi sürecinde neler yapılacağını açıklayacaktır ve süreci size tanıtırken “iyi” bir ilişki kurmaya çalışmalıdır. Terapistinizin sizinle kurduğu ilişki, kullandığı tekniklerden neredeyse daha büyük önem taşır. Peki, bu “iyi” ilişkinin ölçütleri nelerdir?  Öncelikli bir ölçüt “güven” dir. Psikoterapi süreci başlarken bu konu otomatik olarak ön plana çıkar. Çünkü hem siz terapide bir an önce güvende hissetmek istersiniz, hem de terapistiniz bunu size sağlamak durumundadır. ‘Terapiye ısınma’ dediğimiz durum budur aynı zamanda. Ona güven duymazsanız, kendinizi ona açamazsınız. Anlattıklarınızın yalnızca terapide kalması sizin hakkınızdır. Psikoterapi sürecine yönelik gizlilik ve diğer haklarınız konusunda terapistiniz tarafından bilgilendirilmeniz gerekir. Her ne kadar zihninizde terapiye ilişkin soru işaretleri olsa da, tanışma ve ısınma sürecinde sıkıntılarınız üzerinde nasıl çalışılacağı konusunda kafa karışıklığının giderilmesi ve terapinin amaçlarının size iyi açıklanmış olması gerekir.

 

     İlk Görüşme Sonrası

     İlk görüşmeden çıktıktan sonra kendi kendinize bir değerlendirme yapın: Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Terapist size karşı ve sorunlarınıza yönelik yeterince ilgili ve kabul edici miydi? Onun yanında kendinizi rahat hissettiniz mi? Terapi programının nasıl ilerleyeceği, hedef ve aşamaları sizin için anlaşılır mıydı?

     İlk görüşmeden sonraki görüşmelerinizi, bir sekreter aracılığıyla değil, terapistiniz ile ayarlamanız önerilir. Seans esnasında terapistinizin (acil bir durum dışında) herhangi bir telefon görüşmesini kabul etmesi hoş karşılanmayacak bir durumdur. Terapistinizin gereğinden fazla esnek, kararsız ve pasif tavırları olmamalıdır. Bunun yerine genel olarak tutarlı ve kararlı bir yaklaşım içerisinde olduğunu hissetmelisiniz.

 

     Psikoterapinin İlerleyen Dönemlerinde Neler Olur?

     Psikoterapi, danışan kişilere tavsiyelerin verildiği bir yer değildir. Tavsiye, terapinin amacından çok uzaktır. Psikoterapi, bir sorunun basitçe çözülmesini amaçlamaz; aksine, sorunlarınız ayrıntılı bir şekilde konuşulur, incelenir. Terapi, mantıklı, somut ve anlaşılır amaç ve yöntemleri içerir. Bu amaçlar sizin içindir. Amaçlar oluşturulurken ve bunlara ulaşma yolunda terapistiniz size yardımcıdır. Terapide her anın olumlu geçmesi beklenmez. Zaman zaman bazı durumlarla yüzleştirilmeniz olasıdır. Bu da doğal olarak sizde olumsuz bir etki bırakabilir. Terapide, belki bir sorundan yola çıkılır; ancak, terapide sorunun aslında hayatın birçok yönüyle bağlantılı olduğunu görebilirsiniz.

     Terapi sürecinde bir zaman sonra düşünce ve davranışlarınızda kalıcı birtakım değişiklikler olması amaçlanır. Bu değişim, düşünce ve davranış teknikleri kullanılarak yapılır. Böylelikle; öğrendiklerinizi ileride karşılaştığınız sorunlarda da uygulayabilmeniz amaçlanır. Sonuçta siz, ortaya çıkan bu değişimden memnun olmalısınız; yaşamınıza yaptığı olumlu etkinin farkına varmalı ve kendinize karşı güveninizde ve genel olarak yaşama karşı güveninizde bir ölçüde artış hissetmelisiniz.

     Terapiden maksimum fayda sağlayabilmeniz için terapideyken kendinizi rahat hissetmeniz gerekir. Terapist sizi yargılamayacak ve sizi objektif olarak dinleyecek kimsedir. Siz ne söylerseniz söyleyin yaşadıklarınızı anlatırken terapistinizin sizi yargılamayacağını bilmelisiniz. Yaşadığınız acı verici olaylar ya da düşünceleriniz ne şekilde olursa olsun, terapistiniz tarafından olumsuz bir tepkiyle karşılanmayacağınızı hissetmeniz gerekir. Olumlu ya olumsuz herhangi bir duygunuzu rahatlıkla ifade edebilmelisiniz.

          İki terapi seansı arasındaki dönem düşünmeniz açısından önemlidir. Psikoterapistiniz size üzerinde düşünmeniz gereken ödevler verebilir. Bu ödevler yazılı olabilir ya da olmayabilir. Bu ödevleri önemseyip gerekenleri yapmanız sizin için faydalı olacaktır.   

     Psikoterapi sürecinin ilerleyen dönemlerinde, terapinin faydalı olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Bu noktada biraz “sezgiye” değinelim. Terapiye başladığınız zaman iç sesiniz size, terapiden fayda sağlayıp sağlamadığınıza dair hisler vermeye başlayacaktır. Bunu nasıl anlarsınız? Terapi ilerledikçe zihninizde olumlu senaryolar kurmak, olumlu değişimlerin hayalini kurmaya başlamak iyi bir işaret sayılabilir. “Eksikliğini hissettiğim ve önüme sorun olarak çıkan bu konular yavaş yavaş açıklığa kavuşuyor mu? Yapıcı olmayan düşünce ve davranışlarımda olumlu değişiklikler var mı?” sorularını düşünün ve bunları ara ara kendinize sorun. Bir değişimin sinyalleri gelmiyorsa, terapiden faydalanamıyor olmanız olasıdır. Bu, terapistinizden kaynaklanabileceği gibi sizden kaynaklanabilir. Elinizden geleni yaptığınıza; ancak, terapinin etkili olmadığını düşünüyorsanız, bu durumda terapist değişikliğine gidebilirsiniz. Terapiden aldığınız sonucun olumlu olmaması, hiçbir terapiden fayda görmeyeceğiniz anlamına gelmez. Terapistler, kullandıkları yöntemler ve danışanlara yaklaşımları bakımından birbirinden farklıdır ve sorunlarınıza çözüm bulmak konusunda kararlı bir kişi iseniz, sizin için doğru terapisti aramaya devam etmelisiniz.

     Ruh sağlığımız, beden sağlığımızı tamamlar. Ruh sağlığıyla ilgili sıkıntılar belirdiği anda, bu sıkıntıların şiddetlenmesini beklemeden bir uzmana başvurmak gerekir. Şunu belirtmeyi her zaman gerekli görürüm: Ruhsal sıkıntılar sizin zayıf bir insan olduğunuzu göstermez. Beden sağlığımızla ilgili rahatsızlıklara nasıl yaklaşıyorsak, ruhsal zindeliği korumak için de aynı özeni göstermeliyiz.

 


 


< GERİ DÖN