Sosyal Fobide Tedavi


Bu bölümde sizlere faydası olabilecek dış yazıları okuyup takip edebilmeniz açısından, yabancı bilimsel dergilerde yayınlanan araştırma yazıları ve makaleler dilimize çevrilerek sizlere sunulmaktadır. Her yazının başlığının altında yazının nerede yayınlanmış olduğu, kime ait olduğu ve bu uzmana ait kısa bir tanıtım yazısı verilmektedir.

 

SOSYAL FOBİDE TEDAVİ
Advances in Psychiatric Treatment, 2003, 9.cilt, 258-264 sayfalar

 

David Veale

Fahri, kıdemli öğretim görevlisi ( the Royal Free & University College Medical School) & Londra Priory Hastanesi’nde danışman psikiyatrist.

 

Özet: Sosyal fobide (ya da sosyal kaygı bozukluğu), kişi sosyal ortamlarda ve performans gerektiren durumlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten kaygı duyar ve korkar. Bu çalışmada, sosyal fobi tanısı, özellikleri, rahatsızlığın yaygınlığı, kültürel konular ve agorafobi ile sosyal fobi arasındaki farklılıklar incelenmiştir.  ‘Aşamalı maruz bırakma’ ve ‘bilişsel yeniden yapılandırma’ teknikleri ele alınmıştır. Sosyal fobinin sürmesine neden olduğu düşünülen bir bilişsel model tartışılmıştır. Tedavi yöntemleri ve ilaç tedavisi ile ilgili önemli konular incelenmiştir.

  •  

Sosyal kaygısı olan bireyler, olumsuz değerlendirilmekten, kendilerini küçük düşürecek ya da utandıracak bir şekilde davranmaktan korku duyarlar. Sosyal ortamlarda bulunmak ve performans gerektiren durumlar değişmez bir biçimde paniğe ve belirgin kaygıya neden olur ve sonuç olarak kişi; böyle ortamlardan ya kaçar ya da katlanmak zorunda kalmak ciddi sıkıntıya neden olur.

Sosyal fobi dünyada ruhsal bozukluklar arasında üçüncü sıradadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha yaygındır. Yaygın bir rahatsızlık olmasına rağmen, gözden kaçmakta ve etkili tedavi edilmemektedir. Yine de, önceki dönemlere göre bu rahatsızlığın tedavisinde gelişmeler olmuştur ve bu yazımız özellikle bu konuyu ele almaktadır.

Sosyal fobi çoğunlukla ergenlik döneminde başlamaktadır. Daha geç yaşlarda, kişinin yaşamında önemli bir sorundan sonra başlaması ise nadirdir.

 

Rahatsızlığın Sergilenmesi

Rahatsızlığa zemin hazırlayan faktörlerden bir tanesi, çocukluk döneminden gelen utangaç ve kaygılı mizaçtır. Depresyon, alkol / madde bağımlılığı, vücut dismorfik bozukluğu, sosyal fobi ile aynı zamanda olabilecek diğer psikolojik rahatsızlıklardır. B. D. D da kişiler, görünüşleriyle ilgili aşırı kaygı duyarlar ve görünüşleriyle bu derece ilgilediklerinin ortaya çıkmasından çekinirler. Sosyal kaygı belirtileri sergilerler. Bu nedenle, sosyal fobisi olan bir kişiye, görünüşüyle ya da vücudunun bir kısmıyla aşırı derecede ilgilenip ilgilenmediği mutlaka sorulmalıdır. Şunu belirtmemiz geekir ki; sosyal fobisi olan bir kişi sosyal becerilerden yoksun değildir. Bu kişiler danışma sırasında, ya da arkadaşlarıyla birlikteyken normal sosyal beceriler sergilerler. Ancak sosyal ortamlarda iletişim kurmaktan ve kendileri ile ilgili konuşmaktan kaçındıkları için sosyal becerilerden yoksun oldukları düşünülür.

Sosyal fobinin sergilenmesi bir kültürden diğerine değişiklik göstermektedir. Örneğin, batı kültürlerinde sosyal fobisi olan kişiler genellikle aşırı yüz kızarması ve terleme gibi şikayetlerle başvururlar. Japonya’da ise durum biraz daha farklılık göstermektedir: Japonların Taijin kyofusho dedikleri, kendi varlıklarının başkalarını rahatsız etmesinden duyulan korkudur. Göz kontağı kurma, terleme... gibi kendi vücutlarıyla ya da davranışlarıyla ilgili durumların başkalarını rahatsız etmesinden kaygı duyulur.

 

Rahatsızlığın Psikopatolojisi

Sosyal fobideki temel psikopatoloji sosyal ortamlarda duyulan kaygıdır. Bu aynı zamanda “utanmak” ifadesi ile örtüşmektedir. Sosyal kaygıyı en iyi şu şekilde tanımlayabiliriz: Mahçup olma korkusu ya da utanılacak duruma düşmekten (rezil olmaktan) duyulan korku, veya her ikisi de.

Sosyal fobisi olan bir kişi şu ortamlardan kaçınır: Grup içinde konuşmak, partilere, toplantılara katılmak, topluluk içinde yemek - içmek, birisi gözlüyorken çalışmak veya yazı yazmak, telefonla konuşmak(özellikle yabancılarla), duygusal ilişkiler ve insanlarla yakınlık kurmak. Grup içinde olmak her zaman için daha çok kaygı uyandırır. Kişinin kendi yaşıtları ile birlikte olması, yaşça daha büyük kişilerle birlikte olmasından daha çok kaygıya sebep olur. Karşı cinsle iletişim kormak, hemcinsiyle iletişim kurmaktan daha zor olur ve özellikle işyerlerinde, kendi pozisyonundaki kişilerden ziyade, üstleriyle bir arada olmak daha fazla kaygıya neden olur.

Genellikle iki tür sosyal fobi vardır: Genelleşmiş ve genelleşmemiş. Genelleşmiş türü, hasar bırakmaya daha meyilli ve daha fazla uyarandan korkmayı kapsar. Bu kişiler arasında “sakıngan kişilik bozukluğu” olanlar da vardır ve iyileşme bakımından olumsuz bir gidişat gösterebilirler. Genelleşmemiş sosyal fobi ise daha sınırlı sayıda ortamdan korkmayı ifade eder. Örneğin, kişinin sadece topluluk içinde konuşmak gibi bir ya da birkaç durumdan korkması.. Bu gruptakilerin iyileşmesi daha kolay olmaktadır. 

Topluluk içinde konuşmaktan korkan bir kişi için, böyle bir işi yapması her zaman gerekmiyorsa ve kaygısı şiddetli değilse sosyal fobisi var denemez. Sosyal fobi tanısı konması için öncelikle kişinin duyduğu rahatsızlığın ve yaşamına yaptığı etkinin şiddetli olması gerekir. Örneğin, geçici ve hafif bir sosyal kaygı ergenlikte yaygın olarak görülür. Sosyal fobinin dereceleri çok farklıdır: Kimilerinde kaygı o derece şiddetlidir ki; kişi, evden çıkamaz  duruma gelmiştir; kimilerinde ise yalnızca sunum yaparken iş ortamında sorun yaratabilen bir kaygı mevcuttur.

Sosyal fobi, agorafobi ile karışabilmektedir. Agorafobisi olan kişiler genellikle bayanlardır ve ruh & beden sağlıkları konusunda oldukça hassas olmaya meyillidirler. Bu kişiler bedenlerindeki bazı fiziksel belirtileri tehlikeli oldukları yönünde yanlış yorumlarlar. Çarpıntı, nefes alamama, baş dönmesi gibi belirtiler görülür. Sosyal fobisi olan kişiler ise daha çok yüz kızarması, titreme ve kekelemekten yoğun endişe duyarlar. Bunların başkaları tarafından fark edilmesi durumu onları korkutur. Sosyal fobideki panik ataklar ise sadece, kişi sosyal bir  ortama gireceği zaman görülür. Ancak bu rahatısızlıklar her zaman tek başına bulunmaz. Mesela, agorafobisi olan bir kişinin aynı zamanda sosyal kaygısı da olabilir. Örnek verecek olursak, panik atağı olan bir kişi  normalde atak geçirmekten korkmakta iken, sosyal bir ortama girerken ise atak sırasında başkalarının kendisi hakkında olumsuz düşüneceğinden de kaygı duyar. Sosyal fobisi olan bir kişideki tipik inançlar; başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme üzerinde odaklanmıştır. Örneğin; ellerinin titrediği zaman aptal durumuna düşeceğinden korkar.

Sosyal fobisi olan kişiler, sosyal ortamlarda nasıl davranmaları gerektiğine dair kendileri için kurallar koymuşlardır. Bu kurallara uyamadıkları takdirde başkaları tarafından kusurlu, zayıf ve yetersiz olarak değerlendirileceklerini varsayarlar ve kendileri de böyle olduklarına inanırlar. Sonuçta red edileceklerini düşünürler. Kimilerinde ise durum böyle olmaz. Başkaları tarafından yetersiz olarak değerlendirme korkusu taşıyıp, aslında kendisinin gerçekte böyle olmadığını düşünen fobik kişiler de vardır.

Sosyal fobide baskın olarak görülen duygular; kaygı ve utanma olmakla birlikte, bazen de kendinden nefret etme ve öfke olmaktadır. Diğer kaygı bozukluklarında olduğu gibi temel savunma davranışları ‘ortamlardan kaçmak’ şeklindedir. Saklanmaya ve görünmemeye iten kuvvetli bir dürtü vardır. Göz göze gelmekten kaçınma görülür.

Alkol ya da madde kullanımı sosyal fobide sık görülebilmektedir. Böyle durumlarda öncelikle bağımlılığın tedavisi yapılmalıdır. Bağımlılık tedavisi ile ilgilenen bazı uzmanlar,  kişide aynı zamanda bulunan sosyal fobiyi gözden kaçırmaktadırlar. Böylece, kişi madde / alkol bağımlılığından kurtulsa bile, sosyal fobi tedavi edilmediği için alkol/madde kullanımı daha sonra tekrar başlamaktadır.

 

Maruz Bırakma Tekniği 

Kaçınma davranışı sosyal kaygının devam etmesine neden olmaktadır. Bu kişiler olumsuz sonuçlanabilecek durumlardan kaçınmaktadırlar. Bu olumsuz sonuçlar, ‘reddedilme’ ve ‘yalnız kalma’ olabilir. Örneğin, reddedileceğini düşünen kişi, arkadaşına akşam yemeği teklifini yapmaktan kaçınabilir. Burada kaçınılan durum: Akşam yemeği teklifidir. Kişinin zihninde kurduğu olumsuz sonuç ise; reddedilmektir. Bu nedenle, maruz bırakma teknikleri yıllardır kullanılmaktadır. Bu teknikte, sosyal fobisi olan kişinin kaçındığı durumların bir sırası yapılır. Bu durumlar 0 -100 arasında kaygının şiddetine göre sıralanır. Bu sıraya göre en hafif durumdan başlanarak, kişinin bu ortamlara yavaş yavaş girmesi için egzersizlerle çalışılır. Kişi bu ortamlara iyice alışıp, kaygısı azalmaya başlayana kadar bu egzersizler tekrar edilir.

Bu egzersizlerin dikkatle seçilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde işe yaramayabilir. Bununla birlikte birçok kişi böyle bir tekniği kabul etmemekte ya da alıştırmaların devamını getirmemektedir. Bu tedavi tekniğini tamamlayabilen kişilerin %50’si kaygılarından kurtulmaktadırlar. Tedaviyi yarıda kesmenin bazı nedenleri vardır: Kişinin depresyonda olması, çekingen (kaçıngan) kişilik bozukluğunun varlığı, duygularına tahammül edememesi bu nedenlerden biri olabilir. Sosyal fobi için alternatif tedavi yaklaşımları şunlardır: Grup terapisi, baş etme becerilerini öğrenme, bilişsel yapılandırma ve utanç duygusunun üstüne gitme egzersizlerdir.  Utanç duygusu ile ilgili egzersizlerle ilgili olarak; metroda seyahat eden bir kişinin, her bir metro durağına geldiğinde durağın isimlerini başkalarının duyabileceği bir sesle söylemesini örnek olarak verebiliriz. Bu durumda diğer yolcular buna bir anlam veremeyerek, bu kişinin ‘aptal’ olduğunu düşünebilirler. Ancak egzersizi yapan kişi, bunu kendi iyiliği için bir yol kat etmek amacıyla yaptığını bilecek. Çevresindekilerin kendisi hakkında aptal diye düşünmelerinin onun için bir önemi olmadığını, böyle düşünmelerinin kendisini gerçekten aptal yapmayacağını bilecek. Ancak bu tür bir tedavi tekniği her zaman önerilmemektedir; çünkü böyle bir tedavi programına katılım genelde az olmaktadır. O nedenle onun yerine Bilişsel Terapi ve Davranış Terapisi (maruz bırakma teknikleri) etkili olmaktadır.     


< GERİ DÖN